Mastodon
İş HayatıTeknolojiYaşam

Paylaşarak Geleceğin Dünyasına Bir Tuğla Koy.

Yaptığımız paylaşımlarla yaşadığımız fiziki dünyadan daha büyük bir sanal dünya yarattık. Üstelik öyle bir dünya ki sürekli genişleyen evren gibi büyümesine çok hızlı devam ediyor. Bu durum bireysel ilişkilerimizden yaşadığımız ekonomik düzene kadar her şeyin evrilmesine neden oluyor. Paylaşım dünyası bizi yapay zeka, kripto para ve blockchain gibi yeni dünyanın aktörleriyle tanıştırıyor.

Bu yazıda büyüme ve zenginliğin kaynağının artık değiştiğini ve bilginin metalaşıp nasıl paranın yerini aldığını yazmaya çalıştım.

Hepimiz Birimizden Daha İyiyiz.

Lise ve üniversite yıllarında sadece yetenek ve meslek değil dostlarımı da kazandım. Dostlarımı sadece yakın arkadaşlarım değil aynı zamanda en değerli sermayem olan insan kaynağı olarak görürüm. Onlarla yaptığım paylaşımlardan her zaman çok büyük kazanımlar elde etmişimdir.

Bilmediğim bir şeyi öğrenmek için birilerinin yanımda olması, başarılı olsam da danışacağım akil birisinin bulunması kendinimi güvende hissetmemi sağlar.

Günlük hayatın akışı beni yorduğu zaman sadece öğrenmek değil rahatlamak için de paylaşmak isterim. Aklımdakini paylaştığımda  sorunumun çözülmesi ya da arkadaşımın bana verdiği bir fikir kendimi iyi hissetmeme neden olur. Sonuçta insanların birbirine her zaman ihtiyacı vardır.

Bilgi Devrimi Paylaşımla Oldu.

Bilgi devriminden önce dünya ile bağlantımız sadece televizyonla sınırlıydı. Yakın çevremizle bağlantımız dışında temas edebileceğimiz kimse yoktu. Sokakta bir yabancı gördüğümüz zaman onunla konuşmak ister, onun üzerinden başkalarıyla bağ kurmaya çalışırdık.

İnsan aklı kendini sınırlayan hiç bir engeli kabul etmedi. Bilim her zaman bir keşfin ya da buluşun sentezini yapıp zihnin sınırını genişletti. Dünyadaki tüm insanların birbirine kablosuz bağlanma hayalide bir zamanlar hayal olan telefon ve diğer iletişim araçlarının icadından sonra oldu. Bunun sonucunda birbirinden kopuk olan toplumlar, internetle beraber birbirine bağlanan ağ toplumlarına dönüştü.

İnsanın basit düşünüp bulduğu her şeyin ekonomik bir karşılığı olmuştur çünkü insan ekonomik bir varlıktır. Bugün dünyanın diğer ucunda bulunan birine bağlanmamız bir tuş mesafesi kadar uzak. Böyle olunca insanların birbirine daha çok bağlanması paylaşım ekonomisini beraberinde getirdi.

Bilginin paylaşarak çoğalması, sadece ekonomik olarak değil sosyal, siyasi, teknolojik ve kültürel anlamda dünyayı dönüştüren bilgi devrimini yarattı.

Her gün sohbet ederek, mesajlaşarak ya da mail atarak paylaşıp aklımızdakini ortaya çıkarıyoruz. Buna sosyal medyayı da eklediğimizde gün içinde paylaştıklarımızın sayısı somut bir rakama ulaşıyor. Paylaşımın sanal ortamda çoğalması dijitalleşen bilginin en değerli kaynak olmasını sağladı. Bu değerin paylaşılarak çoğalması bilginin elde edilmesini ucuzlatsa da değerinden bir şey kaybettirmedi. Herkesin düşüncesini paylaşmasıyla son çeyrek yüzyılda tüm insanlık tarihinde oluşandan daha büyük bilgi birikimi oluştu. 

Google arama çubuğuna bir nokta işareti koyduğumuzda 1.940.000 sonuç veriyor.
Nokta işareti ile çok hızlı bir biçimde milyonlarca veri elde edebiliyoruz.

Google arama çubuğuna nokta işareti koyduğumda 0,34 saniyede 1.940.000 sonuç alabiliyorum. Bu bize Big Bang’i hatırlatmıyor mu?

İnsan Neden Paylaşır?

Paylaşmanın temelinde iyi duygular vardır. Kelimenin kökeni itibari ile olumlu hisler uyandırır. Örneğin sohbet esnasında kendimi ifade ettiğim zaman mutlu olur bunu karşımdakine de yansıtırım.

Basit bir düşünceyle başladığım birçok işin sonucu beni çok şaşırtmıştır. Paylaşmanın ilham verici etkisi inanılmaz yeni fikirler bulmama ve yeni bakış açıları yakalamamı sağlar. Bir şeyi almak için önce vermek gerekir.

Bir paylaşımda bulunduğumda kendimi iyi hissederim. Bu, kendimi ifade ettiğimde çevremde uyandırdığım etki ve yarattığı katma değerle alakalıdır. Neticede insan kendini anlatabildiği oranda maneviyatı da artar.

Paylaşmakta bir hayal vardır. Bir şeyi kurmak için yaptığım başlangıca insanların katkı yapmasını beklerim. Öyle ki kabul edildiğim her etkileşimde özgüvenim artar ve daha çok paylaşmak isterim. Böylece zihnimin sınırları genişledikçe daha iyisini hep bulurum. 

Herkes özgür bir şekilde kendini ifade ettiğinde aradaki statü ve bilgi farkı önemsizleşirken eşitlik artar.

Paylaşarak Büyüyoruz.

Paylaşarak büyümenin çıkış noktası, en etkili ekonomik birim olan insandır. Wikipedia hep yazılmaya devam eder çünkü bilgi sınırsızdır ve paylaşarak devamlı üretilir. İnsanlar öğrendiklerini  Wikipedia’ya ekleyerek sitenin büyümesine yardımcı olur.

Her gün yaptığınız paylaşımlardan oluşan bilgi sayesinde Wikipedia her gün yazılmaya devam eder.
Vikipedi sizin paylaşımlarınızla büyüyor.

Teknolojiyi paylaşmak, fikrimizi paylaşmak, yaptığımızı, yediğimizi ya da bulduğumuzu paylaşmak insanlarda büyük düşüncelerin uyanmasını sağlar. Mesela Start Up şirketleri bilgi paylaşımının kurumsallaşması sonucu hayatımıza girmiştir.  

Paylaşarak sosyal sermaye artar. Niteliği yüksek bir network ile  daha az nitelikli çevreler arasındaki paylaşımlarda ortalama yükselir.

Yeni fikirler yeni iş modellerini de beraberinde getirir. Örneğin paylaşarak ortaya çıkan bilginin paraya çevrilmesiyle sosyal medyada içerik üretip paylaşan ve para kazanan çok büyük bir genç kesim oluştu. Bunun yanında bankalar, yaptıkları tüketici analizleriyle kişiye uygun dijital ödeme yöntemleri geliştirerek bizi nakitsiz topluma götürmektedir.

Bu anlamda ben de bir iş kurmak istediğimde, bir şeyi merak ettiğimde arkadaş çevremle beraber internette de araştırma yaparım. Daha önce paylaşılarak oluşturulmuş bilgiden bir bedel ödemeden faydalanırım. Forumlara girer başkalarının tecrübelerini inceler, ben de kendi tecrübelerimi aktararak iyi bir şey yapmaya dönük paylaşımlarımla katkı sunarım.

Bilgi Güçtür, Paylaşarak Çoğalır.

Yazdığım her yazı, paylaştığım resim ya da emoji büyük veri sağlar. Her paylaşımımda kendimle ilgili bir ipucu vermiş olurum. Sosyal medya platformları bu verileri analiz ederek kategorize eder ve benzer paylaşımları yapmam için beni uygun kişi ya da gruplara yönlendirir. Bu sebeple yaşadığımız çağda değer kağıtta değil bilgidedir.

Yaşadığımız dönemin özelliğine uygun, paylaşmanın getirdiği hayal gücü yeni girişimcilik modelleri ortaya çıkardı. Normalde sahiplik ilkesine göre kiralama ya da satın almayla yapılan klasik girişimciliğin yanında herkesin elindekini bir amaç için organize edip piyasaya sunduğu bir pazarlama modeli ortaya çıktı. Air BNB, Uber gibi şirketler bir otel ya da arabası olmadan kurdukları paylaşım ortaklıkları ile çok kısa zamanda global teknoloji şirketi haline geldiler.

Bahsettiğim bilgi paylaşımı modelinin sembol şirketlerine baktığımız zaman bilginin ne kadar değer yarattığını görebiliriz. Bunların başında Facebook geliyor. Diğer sosyal medya platformları hala onu yakalamaya çalışıyor. Her ay 3 milyar insan Fecebook’u aktif kullanıyor.

Milyarlarca insan her ay sosyal paylaşım platformlarını ziyaret eder.
Paylaşım siteleri arasında Facebook en çok kullanıcıya sahip olan şirket.

Facebook kullanıcıları, yayınlanan haberlerin %50 sini arkadaşlarının paylaşımlarından ve takip ettiği kişilerden öğreniyor.

Bilginin bu kadar değerli olması maalesef internette bilgi kirliliğini de beraberinde getiriyor. Bu sebeple dijital dünyada gezerken her zamankinden daha dikkatli olmak önem kazanıyor. Bilginin peşinde olan kötü niyetli girişimleri engelleyebilmek adına bugün Twitter ve Instagram gibi sosyal medya platformları, doğru bilgi kaynağını gösteren mavi tiki aylık 8-11$ arası fiyatlara satarken farklı yöntemlerin arayışına da devam ediyor.

Paylaşım, Yönetim Anlayışını Değiştiriyor.

Paylaşarak herkes geleceğin dünyasına bir tuğla koyar. Attığınız bir tweet, yazdığınız bir blog ya da arkadaşınızın paylaşımını sizin de paylaşmanız dünyadaki cinsiyet eşitsizliğine, eğitime, gelir adaletsizliğine, iklim değişikliğine kadar dünyanın çözmesi gereken öncelikli sorunların çözümüne katkı sunar. Farklı cins ve ırkların seslerini duyurmaları, haksızlığa karşı durmaları, iyi olana katkı sunmaları, teknoloji atılımları ve işbirlikleri oluşturmaları dünya üzerinde gerçek demokrasinin kurulma umudunu güçlendirir. Bilgi çağı, bizi sınırsız bir dünyaya götürmektedir.

Değişen dönemin hızına ayak uydurabilmek için şirketler sürekli öğrenmeyi bir kurum kültürüne dönüştürme çabasındalar. Teknoloji kendini sürekli yenilerken şirketler bu hıza uyum sağlayabilmek için  çalışanlarına yeni yetenekler kazandırmaya çalışıyor.

Değişen şartlara uyum sağlamak sadece kurumların katkılarıyla yeterli olmaz. Eğer birey olarak değişimi içselleştirmezsek niyetler ne kadar iyi olsa da çabalar yetersiz kalır.

Yönetici Olmanız Sizi Yetkili Yapmaz!

Eğer paylaşabiliyorsam öğrenmeye de açığım demektir. Çalıştığım şirket beni yönetmem için yetkili kılabilir ama yöneteceğim ekipten henüz yetki almamış olabilirim.

Bir grubu yönetmek kendi kurallarımı dayatmak değildir. Öncelikle paylaşarak, bana bağlı arkadaşlarımı yönetime dahil ederim. Herkesin fikrini söyleyebildiği bir ortamda ortaya çıkan sonuç özellikle yönetici olarak kariyerime katkı sağlar. Böyle bir ortam yaratabilirsem çevremin bana olan güveni artar ve ekibimi fikirlerime ortak ederim.

Paylaşarak yönetebilirsem kendimi de keşfetmiş olurum çünkü bu beni devamlı öğrenmeye zorlar. İyi bir lider olarak tutumumu alt kademelere sirayet ettirebilirsem öğrenen bir organizasyon olarak hayal bile edemeyeceğim işlere zamanla imza atar ve ekibimden çok iyi yönetici adaylarını piyasaya sunmuş olurum.

Paylaşmak bulaşıcıdır. Kendimi keşfederek başardıklarım örnek alınarak hikayem başka yerlerde anlatılır.

Sonuç

Bundan 20 yıl önce dünyanın en değerli şirketleri petrol ve otomotiv sektöründeydi. Bulundukları konuma 100 yılda geldiler. Teknoloji, insanları birbirine bağlayarak bir bilgi patlaması yaşanmasına sebep oldu. Bugün dünyanın en değerli şirketleri teknoloji sektöründe ve bu duruma 20 yılda geldiler.

Bilgi miktarındaki geometrik artış bu akışı yönetebilmek için yeni yöntemlere ihtiyacı doğurdu. Bilgi çağı insan zihnini zorlayan bir noktaya geldi ve bilginin işlenmesi için artık makinelerin de birbiriyle paylaşması ve öğrenmesi gerekiyor. Daha çok insanın birbirine bağlanmasını sağlamak için artık yapay zeka var. 2030 yılında 30 milyar cihazın birbirine bağlanacağı tahmin ediliyor. Bu başka bir yazı konusu olduğu için burada bırakalım ama teknoloji devrimiyle nasıl bir yola çıktığımızı anlamak için kısaca belirtmiş olalım.

Hakan Tanar

Hakan Tanar 11 Mayıs 1971 yılında Adana’da doğdu. Evli ve 2 çocuk babası. 30 yıl satış ve pazarlama sektöründe çalıştı. Satış temsilciliğinden üst düzey yöneticiliğe kadar farklı kademelerde görev yaptı. Kendi işini kurarak perakende sektöründe 8 yıl faaliyette bulundu. Gerek profesyonel hayatında gerek ticaret hayatında edindiği en büyük tecrübe öğrenmenin hayat boyu sürdüğüdür. Yazmaya olan isteği ve öğrenmeye duyduğu merakı kendisinde kişisel blog kurma fikrini geliştirdi. Sonuçta sektör değiştirerek bugün ilgi duyduğu konular hakkında bildiklerini ve öğrendiklerini Monolog’da paylaşıyor.

One thought on “Paylaşarak Geleceğin Dünyasına Bir Tuğla Koy.

Yorumlar kapatıldı.