Mastodon
İş HayatıYaşam

Bir Hikaye Anlat. Av mısın Yoksa Avcı mı?

Her insan kendini değerli hisseder. Bazen kendimizde olmayan niteliklere de sahip olduğumuzu düşünmemiz bu değeri abartmamıza neden olur. Hayatta yaptıklarımızla anılırız. Bizi değerli ya da değersiz kılan, yaptıklarımızın başkalarının gözündeki değeridir. Bazen yaptığımız işler bizim için çok sıradan olabilir ama başkaları için çok önemlidir. Bu sebeple başkaları tarafından anlatılan hikayemiz bizi marka yapar. Farkında olmadığımız yeteneklerimiz olduğunu anlar ve yarattığımız hikaye bize yeni bir yol çizer.

Hikayemiz, her gün daha hızlı koşmamız gereken bu dünyada bizim koruyucumuz gibidir. Herkesin av ya da avcı olduğu bir düzen içinde yaşarız. Hikayemiz varacağımız noktaya bizden önce ulaşır. Hedefimize giden yolda önümüzde yürüyerek yolumuza çıkacak engelleri kaldırır. Bunun yanında bize zarar verecek olaylardan bizi koruyan kalkan görevi görür.

Bir hikayemizin olması başka insanlara da ilham verir. Bu kadar çok tehditin bize yakın olduğu bir dünyada etki alanımızın genişlemesi daha güvenli bir dünya yaratmamıza katkı sunar.

Hikayen Varsa Kazanırsın

İkna etmek sadece iş hayatında değil yaşamın her safhasında ihtiyaç duyulan  bir konudur. Aile hayatınızda, iş arkadaşlarınızla ya da bir malı satarken müşterinizle olan ilişkinizde ikna etmeye çalışırsınız.

Bazen çok uzun iş toplantılarınız olur. Herkes fikrini söyleyip tartıştıktan sonra bir sonuca varamayabilirsiniz. Ne var ki küçük bir hikaye ya da atasözü, saatler süren toplantıda anlatmak istediğinizi çok açık anlatır. Bu atasözleri ve kısa hikayeler çok uzun zamanların tecrübesi, katlanılan sıkıntıların sonucudur.

Toplantıda bir hikaye anlatan adam.
Bazen saatlerce süren toplantılarda istenen mesajı bir hikayeyle aktarabilirsiniz.

İkna etmeyi çoğunlukla retoriği kullanarak yapmaya çalışırsınız ama şunu bilmelisiniz ki sizi dinleyenler kafalarında itirazlarını oluşturmaktadır. Onlarında kafalarında kendi gerçekleri ve yorumları vardır. Karşınızdakine geçerli sebepler sunarak, rakamlarla konuşarak ve sağlam kanıtlar sunarak onları ikna etmeyi başarabilirsiniz ama hedeflere ulaşmak için çevrenizi tutkuyla nasıl harekete geçirebilirsiniz? Bir çok yöneticinin karşılaştığı en büyük sorunlardan birisi budur.

Çevrenizi harekete geçirebilmek için onlarında duygusal olarak aynı fikir etrafında birleşmesi gerekir. Hedef kitlenizle duygusal bağlar oluşturmak, size bağlanmaları, fikirlerinize sadık olmalarını sağlar.

Hikayeler İyi Dostluklar Kurmanızı Sağlar

Satış, hayatın her safhasında vardır. Milyonlarca insan her gün bir şey satabilmek için aynı şeyleri yapar. Mesela fikrimizi satmak için tartışırız. İstediğimizi almak için bazen geri adım atarız. Bunlar hep bir şeyleri kazanmak için yaptığımız davranışlardır.

Satış tekniklerinde sizden bazı jest ve mimikleri yapmanız beklenir. Örneğin karşınızdakiyle göz teması kurmanız, ürün bilginizin tam olması, kollarınızı bağlamamanız vb hareketlere dikkat etmeniz istenir. Ne var ki tutku yoksa bunların hiçbirisi başarılı olmanıza yetmez. Göz teması sağladığınızda gözleriniz karşınızdakine bir şey anlatmıyorsa, gözleriniz de inanç ve samimiyet yoksa istediğinizi alamazsınız.

Bir şey satın almak duygusal bir olaydır. Bir duygunuzu gidermek amacıyla satın alırsınız. Mesela marketten süt aldığınızda çocuğunuzun ihtiyacını gidermenin huzuru vardır. Bunun dışında pazar alışverişi, acıktığınızda açlık duygunuzu gidermek içindir. Lüks bir araba satın aldığınızda bir gruba ait olma duygunuzu giderirsiniz.

Bir şeyi satmak istiyorsanız  müşterinize satın almak istediği duyguyu çok iyi anlatmalısınız. Bunu da karşınızdakini iyi tanıyarak yapabilirsiniz. İnsanlar kendisine benzeyenden alışveriş yapmak ister. Ancak onların kalbine dokunabilir, aynı hisleri paylaştığınızı anlatabilirseniz size güvenir ve kendi hikayesini sizde yakalar.

Bir şey satmak için önce vermeniz gerekir. Sonuçta satış bir defa olan bir şey değil süreklilik isteyen bir ilişkidir. Eğer satış tekniklerini kullanarak otorite kuracağınızı düşünürseniz yanılırsınız. Karşınızdaki size bakar ama dinlemez çünkü yaratmaya çalıştığınız etki sunidir. Ne var ki anlatacak bir hikayenizin olması sizi gizemli yapar ve merak edilirsiniz. Bunun sonucunda İnsanların dostluğunu kazanarak onların duygularına hitap etmiş olursunuz. O zaman sizi dinlerler ve karşınızdaki üzerinde hakimiyet kurarsınız. 

Mülakatlarda “ Sizi neden işe alalım? “ diye sorulduğunda aslında sizden bir hikaye anlatmanız beklenir. Bu kadar büyük kalabalığın içinde av mı yoksa avcı mı olduğunuzu öğrenmek isterler. Sonuçta sizi diğerlerinden farklı kılacak hikayeniz yoksa insanları etkileyemezsiniz.

Hikaye Anlatımı Nedir ve Ne Zaman Başlar?

Dünyaya geldiğinizde hikayeniz oluşmaya başlar ve hayat boyu devam eder. İçine doğduğunuz çevre, aldığınız eğitim, okuduğunuz kitaplar, yaşadığınız aşklar sizi şekillendirdikçe hikayenizi anlatmaya başlarsınız.

Bazen duyguları açıklamakta sözcükler yeterli olmaz. Yaşadığınız hayat sizi devamlı değiştirdikçe çevrenize bir şey anlatmaya başlarsınız. Hikaye anlatımı,  kazandığınız tecrübelerin, yaşadığınız değişimlerin size kazandırdıklarını karşınızdakine duygusal bağ kurarak aktarabilmektir.

Hikaye, karşınızdakini harekete geçiren ve ikna eden en etkili yoldur. Bir ürün satın almak istediğinizde markasına dikkat edersiniz. Şirketler markalarını yaratmak için çok büyük emek harcarlar. Benzer şekilde siz de kendi markanız olan hikayenizi yaratırken büyük bedeller ödersiniz.

Hikayeniz Özgün Olmalıdır.

Bir hikayenizin olması için farklı olmaya çalışmanıza gerek yoktur. İnsanlar farklı olmak için birbirine benzemeye çalışarak aslında farklılıkları ortadan kaldırıyor. Başkasına yakışan bir tarzı kendisine yakıştırmaya çalışmak özgünlüğü yok eder.

Bir hikaye anlatırken karşınızdakini istediğiniz zamana ve mekana götürebilmelisiniz. Bir zamanlar… diye başladığınızda özgün olmalısınız. Davranışlarınız ve konuşmanız benzersiz olmalıdır. Neticede her insan tektir. Size benzeyen vardır ama dünyada sizden bir tane daha yoktur. Kendinizi keşfederek hikayenizi yaratırsınız fakat bu arayış sürekli olmalıdır. Yaşadığınız bir zorluk,  karşılaştığınız bir haksızlık içinizdeki hikayeyi ortaya çıkarır.

İnsanlar kendinde olmayana merak duyar ve onu ister. Çok güzel bir kadının yanında çirkin bir adam gördüğünüzde kadının neden onu seçtiğini merak edersiniz. Kadın zaten kendi güzelliğinin farkındadır. Aradığı, güzellik dışında başka bir şeydir.

Herkes hikayesini kendi mizacına göre anlatır. Kimisi hayatı bir savaş gibi algılar, sorunların üzerine atlar kimisi dünyaya pozitif bakar, aşırı iyimserdir. Bütün zorlukları gülerek karşılar ve çözümü zamana bırakır. Daha çok acı çekse de mücadele gücünü kaybetmez. Sonuçta herkesin hayatta karşısına çıkan engelleri aşma yöntemi farklıdır ama hepsinde ortak olan inancı kaybetmemektir.

Kendinize devamlı yatırım yaparak değerinizi arttırmanız gerekir. Yatırımdan kastım sadece bir üniversite bitirmek ya da iyi bir eğitim değil kendinizi tanımanızdır.

Kendinizi geliştirebilmek için serbest zamana ihtiyacınız vardır. Yarattığınız boş zamanlarınızda okuyabilir, gezebilir ya da başka bir eğitsel faaliyette bulunabilirsiniz. Yapacağınız etkinlikler kendinizi keşfetmenize yardımcı olur.

Hikayeniz, gelecekte  yapabilecekleriniz hakkında insanlara bir fikir verir. İnsanlar, güçlüklerle karşılaştığında nasıl çözüm ürettiğinize bakar. Risk alabilme kabiliyetiniz, baskı anında nasıl karar verdiğiniz, özgünlüğünüz hikayenizi anlatan etkenlerdir.

Toplantıdaki insanlar bir hikayesi olan bir lider çevresinde birleşir.
İnsanlar bir lideri takip etmek ister. Zor anlarda onlara umut veren ve yol gösteren insanlar başkalarına ilham verir.

Hayatı yaşamaya değer kılan size sunduğu zorlukların üstesinden gelebilmenizdir. Genele aykırı davranma biçiminiz,  inancınızı savunurken gösterdiğiniz dayanma gücü, insanlarda bir umut uyandırır. Bunun sonucunda başkaları da sizden ilham alarak kendi hikayelerini yaratır.

Toplumun Niteliğini Hikayelerle Değiştir.

Hikaye, sadece pazarlama faaliyetlerinde ve müşterinizle kalıcı dostluklar kurmak için kullanılan bir araç değildir. Hayatta kalmak için her gün bir şey satmak zorunda olduğumuz doğrudur ama bu işin sadece bir tarafıdır.

Hikaye anlatımı sadece pazarlama için değil bir toplumun değerini arttırmak için de gereklidir. Herkesin içinde bulunduğu çevreye değer katması toplumun niteliğini arttırır.

Başarılı bir hikaye anlatımı bir yolculuktur. Birbirine duygusal olarak bağlanan insanların harekete geçmesi için sözcüklere ihtiyacı olmaz. Ekibi oluşturanların arasında gizli bir anlaşma vardır ve bu anlaşma birisinin hikayesi etrafında gerçekleşir.

Hikaye anlatımı bir toplumda sürekli ve kalıcı hale getirilirse bunun hem ekonomik hem de sosyal getirisi yüksek olur. Bunu başarabilen toplumların etkileşimi yüksek olacağı için verimlilik tüm faaliyetlerine yansır. Nitelikli bir toplum, ekonomik ve sosyal faaliyetlerin yüksek katma değer ürettiği bir toplumdur.

Büyük Liderler İyi Bir Hikaye Anlatıcısıdır.

Bir toplum içinde yaşamak onun koyduğu kurallara uymanızı gerektirir. Toplum kendisinden çok farklı olanı istemez. Herkes başarıyı birbirine benzemekte, başkası ne yapıyorsa aynısını yapmakta bulur. 

Yeni, belirsiz olduğu için tehlikelidir ve yeniliğe adapte olmak zordur. Yeniden öğrenmek bir çaba ister bu yüzden kimse konfor alanının dışına çıkmak istemez ama birilerini takip etme ihtiyacı hep vardır.

Büyük liderler ve hikayeleri
Tarihi liderler iyi bir hikaye anlatıcısıdır. Mensubu olduğu toplumu bir arada tutan hikayeleri ölümlerinden sonra da anlatılır.

Toplum baskısı, size doğru gelmeyen düşüncelere itiraz etmenizi engeller. Bunu sizin adınıza birilerinin yapmasını beklersiniz. 

Tarihte bunun örnekleri çoktur. Gandhi, Mandela, Atatürk ve bir çok tarihi figür zorluklarla karşılaştığında kendi duruşunu geliştirmiş, toplumun rahatsız olduğu konularda tepkilerini ortaya koymuşlardır. Bunun sonucunda insanların inancını kazanmış ve kendi hikayelerini başkalarının anlatmasıyla etki alanları sürekli büyümüştür.

Hikaye anlatmak için liderlik özelliği taşımanız gerekmez. Herkes kendi şartlarına göre hikayesini yaratır ama arada derece farkı olur.

Sonuç

Bugünkü dijital çağda bu kadar gürültünün içinde sesinizi duyurabilmeniz çok zor. Teknolojinin gelişmesi ve akıllı telefonların daha çok kullanılması sadece çevrenizde değil dünyada da sizin gibi düşünenlerin aynı anda konuşmasını sağladı. Bu kalabalığın içinde yaratıcı sesiniz sizi kalabalıktan ayırır.

Bir şeyi daha iyi satabilmeniz ya da kariyer yapabilmeniz için hikaye anlatmak en etkili yoldur. Buna ek olarak benim anlatmak istediğim daha iyi bir toplum yaratmak için hikaye anlatımını sürekli ve kalıcı hale getirmektir. Hikaye anlatımı çevrenizde iyi insanların çoğalmasını sağlar.

Gerek pazarlama faaliyetleri gerekse aile, iş ve toplumsal ilişkilerde hikaye anlatımının ortak özellikleri vardır. Bu tarihi kişiliklerde de sıradan insanda da böyledir.

Hakan Tanar

Hakan Tanar 11 Mayıs 1971 yılında Adana’da doğdu. Evli ve 2 çocuk babası. 30 yıl satış ve pazarlama sektöründe çalıştı. Satış temsilciliğinden üst düzey yöneticiliğe kadar farklı kademelerde görev yaptı. Kendi işini kurarak perakende sektöründe 8 yıl faaliyette bulundu. Gerek profesyonel hayatında gerek ticaret hayatında edindiği en büyük tecrübe öğrenmenin hayat boyu sürdüğüdür. Yazmaya olan isteği ve öğrenmeye duyduğu merakı kendisinde kişisel blog kurma fikrini geliştirdi. Sonuçta sektör değiştirerek bugün ilgi duyduğu konular hakkında bildiklerini ve öğrendiklerini Monolog’da paylaşıyor.