Hayatı istediğiniz gibi bitiremeyeceğinizi ne zaman anladınız?
Karşılaştığımız zorlukları, istediğimiz hayatı kurabilmek için birer fırsat olarak görmeliyiz.
Kişisel görüşler, düşünceler ve deneyimler.. Her şeyin dönüştüğü bir çağda söyleyecek bir şeyim var.
Felsefe ve bilim birbirini besleyen iki alandır. Felsefe sorularını sorar ve bilim bu sorulara yanıt arar. Bilim, felsefenin sorularına yanıt ürettikçe felsefe yeni ufuklar açarak bu diyaloğu sonsuz bir döngüye dönüştürür.
Bu döngü sayesinde bir zamanlar anlama sınırımızın çok ötesindeki birçok soyut kavramı bugün bilim, elle tutulur hale getirdi. Zaman, bilinç ve evrenin başlangıcı gibi şu ana kadar çözemediğimiz sorunlar bugün bilimsel araştırmalara konu oluyor.
Ancak insan zihni hiçbir zaman engel kabul etmez. Bu anlamda zihnimiz soru sormaya devam eder ve bilinmeyeni bilme arzusu hiçbir zaman bitmez.
Her iki alan arasındaki boşluk sayesinde insan bilgi üretir ve köklü paradigma değişiklilikleriyle zihinsel devrimler gerçekleşir. Her ikisi arasındaki boşluk, gelişmenin hiç durmaması adına hep olmalıdır.
Varlık nedir?
Biz neden varız?
Beni hareket ettiren güç nedir?
Bu sorular sadece kendimizi değil, evreni anlama çabamızın da temelini oluşturur.
Bu kadar basit soruları kendimize sorarak bugün evrenin diğer ucunu hayal ederiz. Önce kendimizi tanırız ve bilinmezin nasıl olabileceğini hissetmeye çalışırız.
Bu dünyayı algılamam ve keşfetmem için bana verilen beden, duyularımın ötesindeki gerçekliği anlamam için bir araçtır. Bu durum beni benzersiz yapar çünkü deneyimlerim bilincimi şekillendirir. Sonuçta benim yaşadığım deneyimi bir başkasının yaşaması imkansızdır.
İki alan arasındaki gerilim bu yüzden verimlidir. Bugün biyoloji, fizik, kozmoloji, sosyoloji ve tarih gibi birçok bilim dalı bu diyalogun sonucudur. Bunların alt dalları ile beraber birçok disiplin, her iki alan arasındaki bu iletişim sayesinde ortaya çıkar.
Karşılaştığımız zorlukları, istediğimiz hayatı kurabilmek için birer fırsat olarak görmeliyiz.
Zaman, aktığını bizdeki değişimle belli eder. Geleceğimiz, değişimi algılama biçimine göre şekillenir.